10 Aralık 2009 Perşembe

Dost...

Uzaklık mı?
O bizim için değil dost.
Biz 'yürek devleti'yiz ötelere uzanan...
Açarız avucumuzu,
Dostlarla o dem yürek yüreğe konuşuruz...
Gözyaşımız vardır bizi ayakta tutan;
Bir de gönül selâmımız...
Dost için geceleri tatlı uykumuzu böleriz,
Dost için secdeye kapanır dua ederiz.
Dostun muhabbetiyle gelir Hak selâmı,
Bize en güzel hediye dost kelâmı.














4 Aralık 2009 Cuma


Hayatta hiç birşey sonsuza dek sürmezken, bazı şeyler asla unutulmaz..

20 Kasım 2009 Cuma

Kalp ve Göz


Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit.


Göz… Savaşı başlatan haberci.

Bakış… Elde olmayan kader; ilahi kaza.

Ve aşk… Kalp ile göz arasındaki kutlu bir hadise.


Çok sonraları kalp göze diyecektir ki, “Ben bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlere itaat edilen hükümdar oldun, ben senin peşinde koşan tebaan. Sen emir ben esir. Sonra devam eder:
- Ey göz! Sen ikisin ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıp onu öldürmesi zulüm değil de nedir?… Şimdi ağla o halde; etiğin zulmün cezasını çek bakalım.


Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir: “Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur” (Hacc 46)


Göz görünce bir kez geriye ne kalır?

İskender Pala

19 Kasım 2009 Perşembe

Bağlanmayacaksın..


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,

Senin onu sevdiğinden..


Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten dekorkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak."O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

Hemde hep senin kalacakmış gibi hayat..

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


Can Yücel

21 Ağustos 2009 Cuma

Gufranla Tüllenen Ay, Hoşgeldin ..


Hiç dinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla, tütüp giden bir ay varsa o da Ramazandır.

Geceleri ayrı bir duygu, gündüzleri ayrı bir aydınlıkla tulû’ eden Ramazan günleri, gönüllere ayrı bir ruh çalar geçer.. ve toplumun birbirinden kopmuş parçalarını biraraya getirir, bütünleştirir, bütün inzivâzedelere cemaat yolunu açar ve onların gurbetlerini izâle eder.. herkese değişik buudda bir his ve fikir ziyafeti verir ve herkesi bir kere daha hayata uyarır.

Ramazan, Kur’an ayı olması itibariyle bütün bir sene Kur’an’dan uzak kalmış olanlar bile ciddi bir susamışlık içinde, kendilerini o nûrefşân iklimde bulur..

Ramazan’ın güzellik ve nuraniyeti ve o nuraniyete açık gözlere akseden varlığın mânâ dolu ihtişamı, bu birbirinden ayrı ve farklı gruplar üzerine saldığı sır dalga boyundaki bir kısım tayflar sayesinde, o, kendine has tadı, havası, rûhu ve mana-sıyla gönüllere öyle bir siner ki, en inatçı kafalar bile mukavemet edemez ve ona teslim olurlar.

Evet, Ramazan’da Kur’an bütün bir kaderin yonttuğu bu pırıl pırıl yüzlerin ve bütün bir mananın iç derinliğini gösteren bu ışıl ışıl gözlerin hepsinde ayrı bir uhrevîlikle parıldar.. kadın-erkek, yaşlı-genç, zengin-fakîr, âlim-cahil, aristokrat-halk hemen herkes bu mübarek zaman diliminde hayat ve yaşayış basamakları itibariyle ramazanlanır ve Ramazan’la gelen manaları soluklar...

16 Nisan 2009 Perşembe


İnsan onu var edene yakınlık üzerine kurmalıdır hayatını. Ne kendi içine kapanmak insannın sorunlarını çözer, ne de toplum içinde kaybolmak, ne de alıp başını gitmek. İnsan nereye giderse gitsin, kalbinide yanında götürür. Kalbin aradığı ise 'yakınlık'tır.

8 Nisan 2009 Çarşamba

...?


Aşk yaşamasını bilenle güzeldir,

Sevmesini bilenle hiç ağlamassın..

27 Mart 2009 Cuma

...


Yaşamımdan çıkanlara kızmıyorum;

Öğrettikleri her şey için minnettarım.
Bir zamanlar doyasıya güldüğümüz içindi

Uğurlarken akıttığım gözyaşlarım...

18 Mart 2009 Çarşamba

18 Mart..


Bu yolculuk değil şehit olma rıhleti.

Hayallerde hala o gidişin Muhabbeti...

Yürüdüler bir koya az ilerde son durak,

Ne tasa, ne keder her biri şen şakrak...